|
SON DAKİKA
Aldatılan kadın ‘eski eşini sattı’
Serin ve nemli hava geliyor
Donna Summer hayatını kaybetti
Fenerbahçe'ye 6 maç ceza
İnşallah Denktaş'ın yayımlanmamış günlükleri var...
Rauf Denktaş, pek çok olumsuzluğu ve çok ağır suçlamayı susarak kabul etti.
Özellikle 1958’lerden 1974’e kadar karanlık ve faili meçhul olayların zarfını götürüp Rauf Denktaş’ın masasına bıraktık. Rauf Denktaş da inandığı mücadele uğruna sesini çıkarmadı. Örneğin Ayhan Hikmet ve Muzaffer Gürkan’ın öldürülmesi. Olayı değişik kaynaklardan dinledim. Son zamanlara kadar öldürülmelerinin Rauf Denktaş’ın bilgisi dahilinde olduğu anlatılırdı. Ama birden fazla insandan dinlediklerim Rauf Denktaş’ın hunharca cinayetten, olay sonrası herkes gibi haberdar olduğu. Bu bir örnek. Bakalım daha başka örnekler yok mu?
Rauf Denktaş’ı anmak kolay, anlatmak ise sanıldığı kadar kolay değil. Televizyonlarda konuşanları dinliyorum. Sosyal paylaşım sitelerinde çok sayıda insan Rauf Denktaş’la birlikte görüntülerini sayfalarına yerleştirdi. Dün de görüşlerimi sordular. Görüşlerimi duygularımla harmanlayıp anlattım.
İçinde bulunduğumuz günler, öncelikle Rauf Denktaş’ın insan tarafını konuşma günleri aslında. Denktaş, Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nda en uzun süre yaşayan... Ancak dün de yazdığım gibi Saray’daki geçmişiyle değil, sokaktaki varlığıyla gönüllere yerleşti. Kıbrıs Türk insanını çok iyi tanıdı. Tanımışlığı, kendine saklamadı. O tanımışlığı çok iyi kullandı. Profesyonel halkla ilişkiler servisi almadı hiçbir zaman. İhtiyacı da olmadı.
Bir tarafta yaşadığı evlat acıları, öte yanda MİLLİ DAVA olarak tanımladığı Kıbrıs sorunundaki sorumluluğu. Evlatlarına bile ağlayamadı neredeyse. Acılar yüreğini nasırlaştırmadı. Bazıları, “Acımasız” dedi. Siyasetle bağlantılı davranışlarında acımasız olabilir. Ama Kıbrıs Türk insanının büyük çoğunluğundaki Rauf Denktaş sevgisinin temelinde, sosyal yaşamında kolay ulaşılabilirliği vardı. Kıbrıs Türk insanı için Rauf Denktaş, erişilmez, çok kapıların arkasındaki lider değildi.
Yakınında çalışanlar Rauf Denktaş’ı sevdi. Neden sevdiler? İnsani duruşuyla sevdiler Rauf Denktaş’ı. Rauf Denktaş, tanık olduğu tüm sorunlarda, sorun sahibini yalnız bırakmadı. Cumhurbaşkanlığı günlerinde çalışanları iyi günde de kötü günde de hatırladı.
Çok uzun çalışmasını da takdir etti yakınındakiler. Saatine bakmadan çalıştı. Çoluğunu çocuğunu unutarak çalıştı. Ne kendi ne de evlatları, torunları zengin oldu... Bir söyleşisinde söylediklerinin arasında çocuklarının geleceğini yeterince hazırlayamamanın öz eleştirisini dinler gibi olmuştum.
Rauf Denktaş, Kıbrıs Türkü’nün en azından son altmış küsur yıllık tarihini yaşamıştır. Yaşayıp, tanık olduklarının ya da yaşarken parçası olduklarının, tanığı olan başka isimler de mutlaka vardır. Televizyon programlarında dinliyorsunuz. Ekranlara çıkanların Rauf Denktaş’la ilgili anlattıkları var. Yakın çalışma arkadaşı olanları da dinledim. Hemen hemen tümü en yakını olarak anlattılar yaşadıklarını. Rauf Denktaş’ın hayatı, anıları, yaşadıkları kitaplaştı. Ciltler oluşturdu anlattıkları, kaleme aldıkları. Önemli bir kısmını okudum. Samimi olarak belirteyim, okurken içimde bir kuşku oldu doğruluğuyla ilgili. Buna en önemli etken 1973 Cumhurbaşkanlığı seçimiydi. Dönemin CTP Genel Başkanı Ahmet Mithat Berberoğlu’nun adaylığı, bayraktarlığın baskısıyla, tehdidiyle geri çektirilmişti. Ancak Rauf Denktaş’ın anılarında o konu, “CTP ve Berberoğlu’nun ortak iradesiyle gerçekleşmiş” şeklinde yer alıyor. Okuduğum dönemde karşılaştığımızda, “Anılarınızı okumama kararı verdim” dedim. “Neden?” deyince, Berberoğlu’nun adaylığının geri çekilmesiyle ilgili yazdıklarının gerçeği yansıtmadığını söyledim. “Ne bayraktarlık baskı yaptı diye mi yazacaktım?” dedi. Ben de son noktayı, “O zaman hiç yazmayacaktınız” diyerek koydum.
Rauf Denktaş, hayatını mücadeleye adamış bir liderdi. Hep mücadeleyi ve ettiği yemini düşündü. O düşünce, çok özgür bir şekilde eski dosyaları açmasına engel oldu. Çünkü dava daha bitmemişti. Umarım Rauf Denktaş’ın yayımlanmamış, yaşadıklarını tüm ayrıntılarıyla içeren günlükleri olsun. Bir süre önce bir yazımda altını çizdiğim bir konu var. Rauf Denktaş, pek çok olumsuzluğu ve çok ağır suçlamayı susarak kabul etti. Özellikle 1958’lerden 1974’e kadar karanlık ve faili meçhul olayların zarfını götürüp Rauf Denktaş’ın masasına bıraktık. Rauf Denktaş da inandığı mücadele uğruna sesini çıkarmadı. Örneğin Ayhan Hikmet ve Muzaffer Gürkan’ın öldürülmesi. Olayı değişik kaynaklardan dinledim. Son zamanlara kadar öldürülmelerinin Rauf Denktaş’ın bilgisi dahilinde olduğu anlatılırdı. Ama birden fazla insandan dinlediklerim Rauf Denktaş’ın hunharca cinayetten, olay sonrası herkes gibi haberdar olduğu. Bu bir örnek. Bakalım daha başka örnekler yok mu?
Rauf Denktaş, yaşayacak... Rauf Denktaş’ın, birilerinin yaşatma çabasına gerçekten gereksinimi yok. Kısa bir süre sonra Rauf Denktaş’ın yaşamını siyasi yanıyla tartışma bakımından çok daha uygun bir döneme gireceğimize inanırım. Rauf Denktaş’ın açıklamaları, kararları, siyasi adımları hep sorgulanmaya, tartışmaya açık. Bilimsel, nitelikli tartışma ortamı Kıbrıs Türklerinin yakın geçmişinin çok daha sağlıklı netleşmesini sağlayacak. Bu konuda kimlere görev düşer? Sanırım öncelikli üniversitelerimize. Yakın Doğu Üniversitesi’nde başlatılan çalışmanın, bu bağlamda ciddi işlev yerine getirebileceğine inanıyorum.
Günün sözü:
Liderler zamana meydan okuyarak, fikirleriyle, yaptıklarıyla ölümsüz olurlar Yükleniyor...
|