banner47

banner32

banner5

banner33
20 Ağustos 2017 Pazar

banner46

Hipertansiyona dikkat

Dr. Suat Günsel Girne Üniversitesi Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Barış Buğan “Hipertansiyon, sinsi ve sessiz bir hastalıktır” diyerek yıllar içerisinde damar ve beslediği organları tahrip ederek belirtilerin ortaya çıkmasına neden olduğunu vurguladı

06 Ağustos 2017 Pazar 23:26
Hipertansiyona dikkat
 Dr. Suat Günsel Girne Üniversitesi Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Barış Buğan, sinsi ve sessiz bir hastalık olan hipertansiyonun ilk zamanlarda hiçbir bulgu vermediğini ve şikayet yaratmadığını, yıllar içerisinde damar ve beslediği organları tahrip ederek belirtilerin ortaya çıkmasına neden olduğunu kaydetti.

30-50 arası yaş döneminde sıklıkla karşılaşılan yüksek tansiyonun yaş ilerledikçe görülme sıklığının artmakta olduğunu ifade eden Doç. Dr. Buğan, bu hastalığın özellikle 60 yaş sonrası nüfusun yarısından fazlasını etkilediğine dikkat çekti.

Doç. Dr. Barış Buğan, hipertansiyon hakkında yaptığı açıklamada şu bilgileri verdi:

TANSİYON NEDİR?

Tansiyon, kalpten pompalanan kanın atar damar duvarına yaptığı basınçtır ve yaşamın devamlılığını sağlar. Tansiyonun tepe noktası büyük tansiyon denilen sistolik kan basıncıdır ve kalp atımı ile oluşur. Basınç hiçbir zaman sıfırlanmaz ve kan damarlar içerisinde hep akmaktadır. Kalbin atımları arasında kanın damar içerisinde seyrine devam etmesini sağlayan basıncın bu en düşük düzeyine küçük tansiyon yani diyastolik kan basıncı denir.

HİPERTANSİYON NEDİR?

Yüksek kan basıncı yani hipertansiyon basınç değerinin fizyolojik üst limiti aşması olarak tanımlanır. 120/80 mmHg ve altı normal, 140/90 mm Hg ve üstü yüksek tansiyon olarak isimlendirilir. İkisinin arasındaki değerler ise yüksek tansiyon öncülü sayılır ve önlem almak gerekir. Yüksek kan basıncı yani hipertansiyon, evresi ilerledikçe beyin, kalp ve böbrek başta olmak üzere tüm hayati organların hasarlanma riski de artar.   

Sinsi ve sessiz bir hastalık olan hipertansiyon ilk zamanlarda hiçbir bulgu vermez ve şikayet yaratmaz. Yıllar içerisinde damar ve beslediği organları tahrip ederek belirtilerin ortaya çıkmasına neden olur. Ama belirtiler başladığında kalıcı hasarlar oluştuğu için geç kalınmış olabilir. Asıl çare, zamanında tedbir alarak kan basıncını olması gereken sınırlarda tutabilmektir.

İlk ve en önemli aşama ise kan basıncının doğru ölçülmesidir. En güvenli ölçüm koldan yapılandır. El bileğinden ve parmaktan ölçüm yapan dijital aletler hem küçük hem de kolay kullanılır olmaları nedeniyle talep görmektedir. Fakat bu aletlerle yapılan ölçümlerin hassasiyetleri zayıf olduğu için hata payı fazladır. Bu nedenle hastalarımıza tavsiye etmiyoruz.

İlk ölçüm mutlaka her iki koldan yapılmalıdır. Sağ ve sol kol arasında biraz fark olması normaldir. İki kol arasında 10 mm Hg’den daha fazla fark varsa incelenmesi gerekir. Tansiyon hangi kolda daha yüksek ise sonraki ölçümler o koldan yapılmalıdır.

HİPERTANSİYON SIKLIĞI NEDİR?

Bu sinsi hastalığa toplumumuzda çok sık rastlanmaktadır. Türk Hipertansiyon ve Böbrek Hastalıkları Derneği’nce Türkiye genelinde yapılan araştırmada, her 3 kişiden birinin kan basıncı yüksek saptandı. 5 binden daha fazla kişi üstünde yapılan bu incelemede kadınların yüzde 36’sının erkeklerin de yüzde 28’inin hipertansiyon hastası olduğu ortaya konuldu. Yüksek tansiyonu olan birey sayısının fazlalığından ziyade asıl korkutucu olan bu hastaların yaklaşık üçte ikisinin hastalıklarının farkında olmamasıdır. Farkında olanların ise sadece 5’de 1’i etkin tedavi ediliyordu. Bu veriler, toplumun önemli bir kesiminin patlamaya hazır bir bomba gibi dolaştığını gözler önüne sermektedir.

Çalışmaların da dikkat çektiği gibi tansiyon yüksekliğinin farkında olmak çok önemli ama yeterli değildir, mutlaka tedavi olmak gerek ve başarının olmazsa olmazı ise etkin bir tedaviyle yüksek tansiyonun kontrol altına alınmasıdır.

Yüksek tansiyon 30-50 yaşlarda sıklıkla karşılaşılmakta olup yaş ilerledikçe sıklığı artmaktadır. Özellikle 60 yaş sonrası nüfusun yarısından fazlasını etkilemektedir.

NE YAPMALIYIZ?

Hipertansiyon toplumun 3’de 1’i gibi çok büyük bir kısmını tehdit ediyor. Bu büyük gruptan olabildiğince çok hastayı teşhis etmeli ve hasta bazlı yaklaşım ile etkin bir tedavi eşliğinde kan basıncını kontrol altına almalıyız. Ancak bu şekilde binlerce kalp krizini, inmeyi ve ölümü önleyebilir, milli kaynak israfını önleyebiliriz. Bu kapsamda sağlıklı bir hayat tarzıyla hastalığın oluşmasını önlemek, oluştuğunda ise sağlıklı hayat tarzına eklenen etkin bir tedaviyle kan basıncını kontrol altına almaya yönelik planlamalar yapılmalıdır.

TEDAVİ SEÇENEKLERİMİZ NELER?

Tansiyon tedavisinde birbirini tamamlayan iki temel yol kullanıyoruz. İlk yol, tuzdan fakir diyet ile sağlıklı beslenme ve hareketli yaşam-egzersiz eşliğinde ideal kiloyu korumayı içeren hayat tarzı değişiklikleridir. Bu ilk yol ile sağlanan hayat tarzı değişiklikleri yeterli olmazsa, ikinci yol olan ilaç tedavisine geçilir. İlaç almaya başladıktan sonra hayat tarzı değişikliklerinin önemi kesinlikle azalmaz. İki tedavi yöntemi birbirini tamamlayıcı niteliktedir. Fakat birçok yüksek tansiyon hastasının hayat boyu uygulaması gereken tedaviyi yarıda bıraktığı, sağlıklı beslenme ve egzersizden vazgeçtiği dikkati çekmektedir.

 

 

    Yorum yazmak için sitenin üst kısımdan giriş yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen olun!
HAVA DURUMU
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
SPOR TOTO SÜPER LİG
Tür seçiniz:
SAYFALAR
ARŞİV