|
SON DAKİKA
"Habercilik ile iletişim sektörü önemli"
Havalar ısınıyor
TFF binasına silahlı saldırı
Survivor'da Alp'in resti ters tepti
Yeni yeni yeniden…
Yeni yılın ilk yazısını yazıyorum bu gün. Eskiyi yollattık. Yenisi geldiğinden eskisinin hükmü yoktur. Yeniyi kutlamayı severiz. Her gelen Yeni Yılı umutların beklentilerin gerçekleşmesi dileğiyle şatafatla karşılarız. Yeni bir ayakkabı satın alıp giydiğimizde de o gün bir farklı hissederiz kendimizi. Hele bir de yeni araba aldık mı ? O gün fiyakamızdan geçilmez artık. Hatırlayın yeni okula başladığımız ilk günü duyduğumuz heyecan. Eski okulu geride bırakmanın burukluğuna karşın hep daha büyük coşku ile tatmışızdır, ilk okuldan liseye , liseden üniversiteye geçerken bu hissi. Hayatımızın çoğu evresinde “Yenici”yiz anlayacağınız. Hayatın çoğu alanında böyleyiz biz. Yenilikçiyiz. Cep telefonun en son modelini, bilgisayarın en yenisini alır kullanırız. En son uygulanan tanı ve tedavi metodunu ısrarla talep ederiz. Modayı da yakından takip eder , modern dünya ne giyerse onu anında giyeriz. Ama siyasi partimizden,tuttuğumuz takım gibi vazgeçemeyiz. Rant düzenimizden de… Sistemin çalışmadığından yakınırız ama sistemi besleyenin de bizim kendimiz olduğunu itiraf edemeyiz. Her seçim zamanı kızdığımız siyasetçiye oy vermek için adeta yarışır bu ucube yapıyı adeta besleriz . Yeni alternatif düzen için baskı kurmaz eskiye bağlı kalırız. Anlayacağınız her konuda yenilikçi olan kafa yapımız , siyasette eskici dükkanından farksız maalesef. Politika dünyasının raflarından eski ürünlerin pazarlanmasına hiç ses çıkarmaz , yeniliklere kuşku ile bakarız. Siz bakmayın devamlı olarak sağdan soldan “çok değerli gençlerimiz var.Bir araya gelip yeni oluşumlar kursunlar” söylemlerine. Dilek ve temenni den öte değil bu ifadeler. Zamanı geldiğinde bu söylemi kullananlar bile eskiye dönerler umursuzca. Zira onlarda bilir ki sistem yenilere hiç şans tanımaz. Oysa kendi kısır döngümüzü kırmak adına ciddi yeniliklere ihtiyaç olduğu artık ayyuka çıktı. Buna karşın gelin görün ki “Başkanlık Sistemi”ni doğru dürüst tartışamadık bile. Koltuklarını tehlikede görenler hemen “faşist bir idareye , tek adamlığa yol açabilir” yakıştırması yaptılar. Duyunca sanırsınız ki hepsi birer Demokrasi havarisi. Seçim sistemi bölgesellikten çıkarılsın , çarşaf liste uygulanmasına gidilsin denildi. Tartışılmadı değil bu öneri. Ama niyet tartışmak değil öneriyi sulandırmaktı çoğu zaman . Nitekim, yok vekillerin yarısı yok çeyreği böyle seçilsin diye de bu uğurda çok yol alınmadı değil. Yok yok! Siyasette hakikaten eskiciyiz çok tutucuyuz. Oysa bir çok gelişmiş ülke gelişmişliğini siyasi yapısını hızlı değişimlerine borçlu . En çabuk aklıma gelen ülke de Fransa. Sahi Fransa’nın şu ana kadar beşinci Cumhuriyeti kurduğunu biliyor musunuz ? Avrupa’nın lider ülkesi ihtiyacı doğrultusunda , bazen sancılı bazen sancısız beş kez sistemini düzenlemiş. Ama biz yapamayız . Yapmayız… Çünkü bizde “Reform” bu güne kadar bir deyiş olarak kalmış. Yapmayalım bakalım . Görelim nereye kadar gidecek? Bir gün seçim sandıklarında oy pusulalarını mikroskopla arayıp da bulamadıklarında akılları başlayacaktır. Umarım o günler, halkın siyasete tamamen güvensiz kalacağı günler gelmeden bizim politikacılarımızın ağa babaları uyanır. Yeni bir Cumhuriyet’in organizasyonuna izin verir. Yeni yılda , yeni düşüncelerle yeniden ayağa kalkma şansı bu topluma verilir. Yoksa… ANLAYAMADIKLARIM HAFTANIN FIKRASI bulunanlardan biri, - Üstadım, o güzel hicivlerinizin çoğunda isim olmadığı için kime yazıldığını anlayamıyoruz, der. - Hicivlerim numarasız gözlük gibidir. Her rezile uyabileceği için isim belirtmiyorum!..
Yükleniyor...
|